
ABD Federal İletişim Komisyonu (FCC)’nin 23 Aralık 2025 öncesinde alacağı karar aylardır yakından izleniyordu. Beklenti, DJI yasağının FCC’nin Covered List süreci kapsamında bürokratik bir kararla sınırlı kalması yönündeydi. Ancak 22 Aralık 2025’te açıklanan karar, yalnızca DJI’yi değil, yabancı menşeli tüm dronları ve kritik drone bileşenlerini kapsayan çok daha geniş bir yasak getirdi. Üstelik bu karar, herhangi bir somut ulusal güvenlik incelemesi yapılmadan yürürlüğe alındı.
Ne Oldu?
FCC tarafından alınan bu kararla birlikte, yabancı ülkelerde üretilmiş İHA’lar (UAS) ve bu sistemlere ait kritik bileşenler, FCC’nin Covered List’ine eklendi. Karar anında yürürlüğe girdi ve DJI, Autel ile tüm diğer yabancı drone üreticilerini kapsadı. Yeni FCC yetkilendirmeleri artık verilmeyecek; uçuş kontrolcüleri, bataryalar, motorlar, navigasyon sistemleri ve yer kontrol istasyonları bu yasağın kapsamına alındı. FCC, daha önce yetkilendirilmiş ve hâlihazırda kullanımda olan dronların ise bu karardan etkilenmeyeceğini açıkça belirtti.
Hukuki Süreç ve Usul Eksikliği
Bu kararın en rahatsız edici yönü, sürecin tamamen kanıtsız ilerlemiş olmasıdır. Eğer DJI gerçekten bir ulusal güvenlik tehdidi oluşturuyorsa, bunun neden hiçbir federal kurum tarafından ortaya konulamadığı sorusu kaçınılmazdır. FY25 NDAA’nın 1709. maddesi, ilgili kurumlara bir yıl boyunca teknik ve güvenlik incelemesi yapma yetkisi tanıdı. DJI bu süre boyunca defalarca resmi başvuruda bulunarak ürünlerinin denetlenmesini talep etti; ancak hiçbir kurum inceleme başlatmadı, veri toplamadı veya kamuoyuna açık bir rapor yayımlamadı.
Sonuç olarak DJI, güvenlik açığı tespit edildiği için değil, yalnızca bürokratik sürenin dolması nedeniyle yasaklandı. Güçlü bir devlet refleksi, kararlarını teknik raporlar ve kanıtlarla desteklerken; bu süreçte herhangi bir inceleme yapılmamış olması ABD’nin kurumsal kapasitesini zayıf gösteren bir tablo oluşturdu.
İnsanlar Hayatını Kaybedebilir
Bu değerlendirme bir varsayım değil, doğrudan ölçülebilir sonuçlara dayanmaktadır. DJI dronları, dünya genelinde belgelenmiş şekilde 1.000’den fazla hayatın kurtarılmasına katkı sağlamıştır. ABD’de kamu güvenliği alanında kullanılan dronların yaklaşık yüzde 87’si DJI menşelidir. İtfaiyeler, arama-kurtarma ekipleri, polis teşkilatları ve acil durum müdahale birimleri, yangınlar, kayıp şahıs vakaları ve doğal afetlerde bu sistemlere güvenmektedir.
Utah’ta bataklığa saplanan bir kişinin, Kuzey Carolina’da kaybolan bir çocuğun ve Texas’taki sel mağdurlarının DJI dronları sayesinde bulunmuş olması, bu teknolojinin hayat kurtarıcı rolünü açıkça göstermektedir. Bu kapasitenin sürdürülemez hale gelmesi, kamu güvenliği operasyonlarını doğrudan zayıflatacaktır.
Sırada Hobi Drone Ekosisteminin Çöküşü Var
Yasağın etkileri yalnızca kamu kurumlarıyla sınırlı değildir. Tüketici ve hobi dronları, milyonlarca insan için havacılığa açılan ilk adımı temsil etmektedir. DJI’nin Mini ve FPV serileri, drone teknolojisini erişilebilir hale getirerek yeni nesil pilotların, mühendislerin ve operatörlerin yetişmesine katkı sağlamıştır. Bu ürünlerin ABD pazarından çekilmesi, havacılık ve uzay alanındaki yetenek havuzunun uzun vadede daralmasına yol açacaktır.
Bir ülkenin drone hedefi, pazardaki rekabeti yasaklarla ortadan kaldırarak değil; yenilikçi ve daha iyi ürünler geliştirerek gerçekleştirilebilir.
Kritik Bileşen Yasağı Her Şeyi Değiştiriyor
FCC’nin aldığı kararın en kritik boyutlarından biri, kritik bileşen yasağıdır. Uçuş kontrolcüleri, haberleşme sistemleri, sensörler, kameralar, bataryalar ve motorlar bu kapsama dahil edilmiştir. Gerçekte ise ABD merkezli birçok drone üreticisi bile küresel tedarik zincirlerine bağımlıdır. Bu nedenle karar, yalnızca yabancı üreticileri değil, Amerikan drone endüstrisini de doğrudan etkilemektedir.
Muafiyet verilmediği sürece, Blue UAS listesinde yer alan platformlar dahi ciddi tedarik sorunlarıyla karşı karşıya kalabilecektir.
Bu Karar Mevcut Dronlarınız İçin Ne Anlama Geliyor?
FCC, mevcut drone sahiplerinin cihazlarını kullanmaya devam edebileceğini açıkça belirtmiştir. Daha önce yetkilendirilmiş modellerin satışına, mevcut stoklar tükenene kadar izin verilmektedir. Ancak FCC’nin kendisine geriye dönük yetki iptali hakkı tanımış olması, yazılım güncellemeleri, garanti hizmetleri ve yedek parça temini açısından ciddi belirsizlikler yaratmaktadır.
Kısa vadede bir değişiklik olmasa da, orta ve uzun vadede operasyonel sürdürülebilirlik önemli bir risk altındadır.
Dünya Kupası ve Olimpiyatlar: Asıl Gerekçe
Yasağın resmi gerekçesi olarak 2026 FIFA Dünya Kupası ve 2028 Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları gösterilmektedir. FCC belgelerinde, bu etkinliklerin yoğun nüfuslu alanlarda yüksek değerli hedefler barındırdığı açıkça ifade edilmektedir. Ancak bu yaklaşım, yasa dışı faaliyetlerde bulunabilecek aktörleri değil, yalnızca yasal ve kayıtlı drone kullanıcılarını etkilemektedir.
FCC onayı olmayan sistemlerin zaten bu düzenlemelerin dışında kalması, yasağın güvenliği artırmaktan çok mevcut kapasiteyi sınırladığı yönündeki eleştirileri güçlendirmektedir.
Sonuç
Bu karar, ulusal güvenlikten ziyade politik tercihlerin ve rekabet eksikliğinin bir yansıması olarak değerlendirilmektedir. Kanıt sunulmadan alınan yasak kararları, Amerikan drone üstünlüğü hedefini güçlendirmek yerine zayıflatma riski taşımaktadır. Güçlü bir teknoloji ekosistemi; yasaklarla değil, şeffaf denetim, inovasyon ve rekabetle inşa edilir.